Ah Küçücük Gemi..

Yıllardır konuşmadığın,suçlu olduğunu adı gibi bilen bir arkadaşına üzerinde “Tedavisi en güç şey dikkatsizlik sonucu kırılan kalplerdir.İş işten geçtiğinde bütün mazeretler tedavülden kalkar,kıran da kırılan da piç gibi ortada kalır.” yazan bir not gönderdiysen,ve cevap olarak sana “güzelmiş” diye mesaj attıysa yapılacak tek şey arkadaşlığınıza içmek,onu unutmak ve Emrah Serbes’i ona layık gördüğün için kendinden utanmaktır.

Keşke sürekli insanların yazdıklarını beğenmek yerine boğazımdaki yumruyu çözüp bir şeyler yazabilsem. Seninle büyüdüm sanki,babamla ilk ortak yanımdın sen benim. En uzun konuşmaları senin uğruna yaptık hep.Bütün güzel insanlar ölüyor ve bütün güzel şeyler bitiyor. Nasıl katlanılacak şimdi yaşama?

Kederli günlerde bağlanmaya daha da açık oluyor insan,zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir?

Bir şeylere bağlanınca ne kadar şapşallaştığımı (evet, uğruna saatlerce ağlayacak kadar) da gördüğümüze göre bir türlü uyuyamayacağım için bitmeyecek gibi gelecek bir geceye daha yumuyorum gözlerimi.

Belki bir gün çok kar yağar,beraber kayboluruz.


Her bir sahnen için ayrıca ağlayacağım,ah Behzat.Sana veda etmek o kadar zor ki.

Sahipsiz kalmış bir söz gibi seni sevmek,ve çok çok önce yenilmişim sana bilmeyerek.

Nelere nelere baskın gelmezdi ki seni düşünmenin tadı.

Kitap ayracı olarak ilaçları kullanacak kadar hastayım bu sefer ve galiba artık iyileşemeyeceğim.

Yazdıkça yazası geliyor insanin.

Yazdıkça yazası geliyor insanin.

Sabahtan beri evin içinde “Sensiiiiz avare geçer hüzünlü akşamlaar,yeniden de sevebiliriiiiz Akdeniiz.” diye bağırarak gezdiğim gerçeği….

Nereden geldiyse aklıma.

Yalnızlık başa bela.